Sayfalar

Atıştırmalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Atıştırmalıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ekim 2014 Salı

Kestaneli Hurmalı Toplar


Yılın bu zamanında en sevdiklerimdendir kestane, sadece kestane kebap olarak değil farklı tarifler içindeki lezzetine de bayılıyorum. Mesela, dün öğrendim Bursa'da tarhana çorbasının bile içine konuyormuş, eminim çok da lezzetli oluyordur. Besin ve vitamin içeriği olarak çok faydalı olmasının yanında, sanırım içine girdiği tüm tariflerde de bir lezzet patlaması yapıyor.


Ben de dün bu kestanelerle farklı bir tarif denedim, inanılmaz lezzetli oldu. Herşeyden önce içinde hiç şeker ve yağ olmaması harika, böylece çocukların da rahatlıkla tüketebileceği muhteşem bir enerji ve besin deposu aynı zamanda. Sadece kestane değil içindeki hurmanın da faydalarını anlatmakla bitiremeyiz zaten. Ben lezzetini biraz daha arttırmak için, tabii kahvenin yanında kendimi de şımartmak adına, içine biraz kakao ve tarçın ekleyip bütün topları kakao ile kapladım.

Yani, o kadar lezzetli oldu ki, bunu mutlaka denemeniz lazım, biz hepsini tükettik bile...Ama bu hafta tekrar yaparım, hatta bundan böyle chocolate truffle yapmaya bile gerek kalmadı, bu çok sağlıklı, lezzetli ve pratik tarif varken kahvemin yanında da başka birşey aramam. Bu arada, tarif pratik ama tek uğraştırıcı tarafı haşladığınız kestanelerin kabuklarını soymak olur, ama böyle bir lezzet için ona da katlanmak gerek :)

Neyse, ben çok fazla uzatmadan hemen tarife geçeyim, siz de en kısa zamanda bu tarifi deneyin, çocuklarınıza yedirin, sevdiklerinize ikram edin.

Hepinize afiyet olsun.

12 Şubat 2014 Çarşamba

Kakao Soslu Elmalı Toplar



Hepimizin çocukluğunda severek yediği en pratik tatlılardan bir tanesidir, elmalı toplar...Ben de çocukken atıştırmalık olarak çok sevdiğim bu elmalı topları uzun zamandır denememiştim.

Hera geçen gün kurabiye isteyince, önce elmalı kurabiye yapmak istedim ama biraz daha kolay bir tarife yönelip biraz tembellik yaptım açıkçası. Bu tarifi pişirmenize hiç gerek yok, rendeleyin, karıştırın ve yuvarlayın...hepsi bu kadar. Ama iyi ki de işin kolayına kaçmışım, bu topları o kadar özlemişim ki...;)



Ben bu topların üzerine bir de sos hazırladım ve bu haliyle benim çay saatime lezzet katan muhteşem atıştırmalıklar oldular. Eminim birçoğunuzun zaten bildiği bir lezzet, ama bu haliyle de denemenizi öneririm. Ayy, bugünlerde Hera sürekli böyle atıştırmalıklar istiyor ve biz de yapıyoruz; bakalım bu işin sonu ne olacak ? ;))

Afiyet olsun.

19 Ocak 2014 Pazar

Elmalı Tarçınlı Pankek ( Apple Cinnamon Pancake )



Bu sıralar nedense Hera'nın sabah kahvaltısında tercihi hep pankekten yana...Hatta, akşam yatarken siparişini veriyor, ha bir de neli olacak diye soruyor. Hey Allahım, hanımefendi sade pankek tercih edemez, mutlaka meyveli ya da tam buğday unlu olması gerekir. Bu yaşta nasıl tercihler bunlar bazen anlamıyorum :)) Hayır, eşim de eskiden hiç sevmezdi pankek ya da krep, bu aralar ne hikmetse o da istiyor bazen sabah kahvaltısında...



Neyse, zaten böylesi benim için daha iyi oluyor, ben de sabahları rutin kahvaltıdan bıkıyorum bazen, güne enerjik başlamak için de bazen farklı birşeyler iyi oluyor doğrusu... Sabahları bazen canımız istediğinde hemen yapıyorum farklı meyvelerle hazırladığım pankeki. Meyveli hazırlamak benim de işime geliyor, en azından hepsini bir oturuşta yediğimizde birazcık olsun vicdanen daha mı rahat oluyorum ne? Kendi kendime, "Hmmm, o kadar pankeki mideye gönderdim ama, olsun hafifti ya nasıl olsa meyveliydi" falan diye kendimi avutuyorum bir nebze ;))

Geçen hafta da Hera elmalı istedi pankeklerini, eee ben de elmanın yanına olmazsa olmaz kış baharatı tarçını ekledim. Sabah sabah mutfakta bu aromatik kokularla da iyice kendime geldim, ama tabii sonrasında kaç tane yediğimi soracak olursanız , ben onu söylemeyeyim size...:))

Siz de bu tarifi deneyip de yerken aşırıya kaçarsanız, hiç bana kızmayın sonra baştan uyarıyorum çünkü bu pankekleri yerken kendinizi durduramayacaksınız.

Hepinize afiyet olsun.

12 Ocak 2014 Pazar

Balkabaklı Biberiyeli Kahvaltı Çörekleri



Son birkaç gündür sanki bir bahar havası var, sanki biz daha yeni çıkmadık yeniyıl karşılama telaşlarından...Hava bundan sonra iyice soğur diye beklerken, tam tersi insanı dışarıya çeken, güneşin aldatıcı etkisiyle kışlık en kalın kıyafetleri bile elimin tersiyle itip, bu havada onca virüs barınabileceğini düşünmeden üzerime sadece gömlek ya da ince birşeyler giyip kendimi sokağa atmama sebep olan bir hava var son günlerde...

İyi güzel de o bahsettiğim virüslerin bugünlerde birçok insanı hastanelik ettiğini duyunca gözümde korkmadı değil hani...Öyle, kolay kolay nezle olan bir insan değilimdir ancak bu seneki virüs daha önceki yıllarda birçoğumuzun korkulu rüyası haline gelen domuz gribine neden olan virüs gibi oldukça etkili ve insanı günlerce yatağa düşüren cinstenmiş. Aman, neyse bu aralar hepimiz kendimize daha çok dikkat edelim, artık bolca bitki çayı, sebze çorbaları, bağışıklık kuvvetlendirici aklınıza gelen ne varsa uygulamaya devam...



Yani, keyfimizi kaçırmadan hastalanmadan, 2014 ün ilk zamanlarını güzel geçirelim...Zaten, ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlık günlerden hepimiz mutlaka etkilensek de, bari sağlığımıza dikkat edelim...

Neyse, sizi ve çocukları mutlu edecek, sağlıklı ve lezzetli bir tarif daha var elimde; balkabaklı ve biberiyeli çörekler...



Bu tarifi de yabancı bir yayından alıp, not etmiştim. Balkabağının tam da mevsimiyken deneyebileceğiniz mükemmel bir lezzet...Ben balkabağını sadece tatlı olarak tüketmekten yana değilim. Biliyorsunuz daha önce çorba ve tart tariflerini de vermiştim. Aslında, bol lifli ve o kadar sağlıklı bir sebze ki, bence birçok şekilde de tüketilebilir. Buna ne diyorduk; mutfakta, yaratıcılıkta sınır yoktur...



Bu çörekler o kadar lezzetli ki, kahvaltı da farklılık arayanlar için bir alternatif olduğu gibi, kalan çörekleri çay saatinde de keyifle tüketebilirsiniz. Balkabağının zamanı geçmeden bu tarifi mutlaka deneyin. Henüz ılıkken, arasına süreceğiniz krem peynir, reçel veya bal ile çocukları daha da mutlu edeceksiniz.

Hepinize afiyet olsun.

9 Aralık 2013 Pazartesi

Pazılı İspanyol Omleti



















Yine oldukça uzun bir aranın ardından geçebildim blogumun başına...Aslında hep buralardayım ben, hergün mutlaka hem kendi bloguma hem de çok severek takip ettiğim bloggerlara uğruyorum bir defa, sonra pinterest, instagram, twitter derken...zaman geçiyor işte...



















Neyse, nihayet blogların hareketlenmesiyle ve pinterestte takip ettiğim birbirinden etkileyici yayınlarla en nihayet ben de girebildim christmas havasına...;))  Bu yıl sanki o kadar hızlı ve koşturmaca içinde geçti ki, yine girdik bile yeni yıl hazırlıklarının içine... Ayy, Hera benden daha heyecanlı bu konuda, ağaç süsleri konusunda hergün fikir veriyor bana, hmmm, bir de şimdiden yeni yıl hediyesi pazarlıkları başladı...Bütün aileden beklediği hediyeleri hatırlatmayı da ihmal etmiyor küçük hanım bu aralar...Listesi de epeyce uzun hanımefendinin...;))




















İşte bugünlerde bende böyle yeni yıl havaları eserken, arada bir yeni tarifler denemeye de fırsat yaratmak için uğraşıyorum...Bu tarifte bizim omlet tarifimize hiç yabancı olmasa da aslen ispanyol mutfağına ait olup, bol yumurtalı, patatesli ve oldukça kalın, dolgun bir omlettir.








































Klasik ispanyol omletine bir miktar pazı yaprağı ekleyerek bu lezzeti farklı bir boyuta taşımak da mümkün. Hele, evde pazı gibi besleyici ve vitaminli bir sebzeyi tüketmekte sorun çıkaran ufaklıklar varsa, inanın bu onlar için mükemmel bir alternatif... Neyse, ben uzatmadan bu lezzetli omletin tarifine geçeyim, bu tarifi özellikle çocuklarınız için mutlaka deneyin, ama yanına bir bardak dolusu köpük köpük ayran koymayı da ihmal etmeyin.;))

Hepinize afiyet olsun.  

22 Eylül 2013 Pazar

Lorlu Pofuduklar



Bugünlerde hava tam istediğim gibi, güneş tam tepede yükselmeye devam ediyor ama artık bunaltmIyor, boğmuyor insanı...Hafif esen rüzgarla, kısa süreli yağan yağmurların arkasından çıkan havadaki toprak kokusu...Sanırım, şu yazdıklarıma bakılırsa, ben kesinlikle yaz insanı değilim. Aslında, yazdan çok ilkbaharı severim, kara kıştan çok da sonbaharı tercih ederim...:))

Bakmayın böyle söylediğime, belki de sonbaharın son güneşli günlerini yaşarken, kara kış kapıya dayandığında çoook ararım ben o güneşi...Sadece ısınmak da değil derdim, o bulutlu ve kasvetli havalarda elimde fotoğraf makinası ile çok beklerim güneşi, minnet duyarım 3-5 dakika bile olsa azıcık yüzünü gösterdiğinde...



Yemek ve fotoğraf bloglarının en önemli unsurudur gün ışığı, güneş ışığı...Hele, benim gibi evde amatörce, fotoğraf stüdyosu ekipmanları olmadan yapıyorsanız bu işi, tek çarenizdir naturel ışık...Neyse, bu aralar çok sık tarif deniyorum, hazır güneş hala ısıtırken bizi, bol bol da fotoğraf çekiyorum. Ama, bir an önce de sıraya koyup, paylaşmak lazım öyle değil mi? :))

Lorlu pofuduklar, ismiyle beraber La Cucina Italiana' nın geçtiğimiz ayki sayısından alıntıdır. Bana göre, mükemmel bir atıştırmalık ve ikramlık. Ama, herşeyden önce çok kısa sürede bayatlıyorlar, bilginiz olsun. Ben, orjinal tarife sadık kalsam da, sonradan tuz eklemediğime pişman oldum. Orjinal tarifte de, tatlı lor kullanılıyor, ama biraz da olsa tuzu kaldırabilecek bir tarif.

Öyle lezzetli ve hafif bir tarif ki, hele yolculuk sırasında yanınızdaysa bundan iyi açlığınızı yatıştırabilecek sağlıklı bir atıştırmalık olamaz. Eğer, adet olarak fazla gelirse, bir miktarını derin dondurucuda saklayabilirsiniz. Bu, hafif ve pratik tarifi mutlaka deneyin.

Hepinize afiyet olsun.

15 Ağustos 2013 Perşembe

Meksika Usulü Közlenmiş Mısır





















Instagram, twitter, pinterest...aklınıza ne gelirse hepsinde Jamie' nin ( Oliver ) çok sıkı bir takipçisiyim. Yani, adam İngiltere' de nefes alsa ben burda duyuyorum sanki...;)) Mutfakta yaratıcılıkta sınır tanımıyor, ve onu yemek yaparken izliyorsanız öyle bir iştahınız kabarıyor ki, soluğu kendi mutfağınızda kafanız buzdolabının içine gömülmüş olarak alıyorsunuz.

Ne yalan söyliyeyim, yaptıklarını özenle ve imrenerek takip ediyorum, geçen sabah telefonu karıştırırken instagram de şak diye bir resim aldı götürdü beni...Meksika usülü közlenmiş mısır; işte o an gözüm döndü bu tabağı hemen önümde istiyorum, ( bir de böyle sabırsız hiç çekilmez bir tarafım vardır, kafayı taktıysam mutlaka olacak ), iyi de benim evde mangal ya da barbekü yapmam imkansız, ama illa olacak bu iş. Neyse, buzdolabındaki mısırları aldım biraz gönülsüzce...Çünkü evde elektrikli ızgara ya da közmatik denilen aletlerde közlenmiş bir mısırın, mangal ya da odun ateşi lezzetinde olmayacağını da biliyorum.

Ama, yine de bu tarifin sonucu beni çok şaşırttı, acı, ekşi ve tuzlu tatlarla lezzetlendirilmiş bu közlenmiş mısır benim bundan sonra tüketeceğim tek mısır olur desem yalan olmaz...Aslında, başlıkta şöyle olmalıydı belki; hayatınızda yiyeceğiniz en iyi közlenmiş mısır...

Bana güvenin, kesinlikle abartmıyorum ve en azından bu hafta sonu bunu denemenizi de şiddetle tavsiye ediyorum...Acılı ve ekşili mısırların mutlaka tadını çıkartmalısınız...;))

Hepinize afiyet olsun.

23 Temmuz 2013 Salı

Misss Gibi Menemen...



Nasıl da özlemişim domatesin o mis gibi kokusunu, taze yeşil biberleri...Evet, yaz mevsiminin en sevdiğim sebzeleri diyebilirim, domates, salatalık ve biber için...O lezzetli domatesler dallarından koparılıp, eve geldiklerinde bile hala kokuyorlarsa o zaman işte benim için menemenin zamanı gelmiştir.

Kışın hiç yapmadığım bu lezzetli tarifi yapmamanın nedeni de sera domates ve biberlerle aynı lezzeti yakalayamayacağımı bildiğim içindir. Taze kekik ya da taze fesleğenle de lezzetlendirdigim menemen benim için tam bir yaz tarifi yani....



Çok klasik bir lezzet olduğu için bugüne kadar blogda paylaşmamıştım ama bazen klasikler de gerekli olabilir...Hem benim için klasik ya da değil her tarif ve öğün birbirinden önemli...Menemen deyip geçmeyelim yani, her tarif gibi onu da önemseyip en kaliteli ve lezzetli malzemeler kullanarak pişirelim...;))

Hatta, ben o kadar önemsiyorum ki menemeni son yıllarda sadece döküm tavada pişiriyorum. Ve bu tavada pişirdigimden beri yemeklerin lezzetini çok daha iyi alıyorum kesinlikle. Uzun zaman önce hecha' nın döküm demir tavalarından almıştım. Sebzeleri bazen içinde soteliyorum, et mükemmel pişiyor...Hatta, bugünlerde neredeyse düdüklü tenceremi çöpe atmak üzereyim, o derece yani...Ama, tek sorun tavanın ağırlığı benim için...Aslında, bu ürünlerde ağırlık ne kadar fazlaysa ürünün demir kalitesi o kadar iyi oluyor. Yine de benim için oldukça ağır, bulaşık makinasında bu tavayı yıkayamazsınız, bu nedenle yıkama işleminde sevgili eşim yardımıma koşuyor...;)) Eşim de ben de tam bir mutfak faresiyiz, yani bir yemek pişerken bizim evde, onun da mutlaka mutfakta bu yemeğe katkısı olur...bu tavayı o da çok seviyor, hatta bazen karışık sebzeleri içine atıp harika bir zeytinyağlı yemek hazırlayıveriyor...;)

Eee, yemek yemeyi seven birisi pişirme konusunda da özenli ve istekli oluyor bence. Reklam olsun diye söylemiyorum ama piyasada bu tarz döküm tava ve tencereleri bulabileceğiniz birçok marka var, internet sitelerinde online satışları da mevcut. Ben dizayn ve kalite olarak Hecha'yı tercih ettim ve çok da memnun kaldım. Herşeyden önce yemeği kendi suyuyla çok çabuk pişiriyor, hem de demir olduğu için uzun süre sıcak tutuyor. Sadece, birkaç önemli kullanma talimatı var, bunlara uyduğunuz sürece mutfakta düdüklü tencerenizi hiç aramayacaksınız. Döküm ürünlerin sağlık açısından da her evde olması gerekiyor bence...Yıllarca yapışmaz diye diye sağlığımızı tehdit eden teflon ürünleri kullandık hepimiz...

Neyse, ben çok uzatmadan bizim evin menemen tarifini vereyim , hepinize afiyet olsun...;))

27 Ocak 2013 Pazar

Karnıbahar Köftesi




Biliyorum yine uzun bir ara oldu, ama bu süre içinde ben de hem dinlenip tatil yaptım hem de blogu çok özledim. Bu arada blog neredeyse bir yılını dolduruyor ve ben hala ilk günkü heyecanla bir şeyler paylaşmanın keyfini yaşıyorum.

Tabii, arada bir böyle küçük molalar da veriyorum ki, bu heyecanı kaybetmemek ve daha güzel şeyler paylaşabilmek için...

Nohutlu pazı çorbasından sonra tam bir kış sebzesi olan harika bir tarif daha; karnıbahar köftesi...



Çocukluğumuzda da severek yediğimiz karnıbaharın kızartılmış halini ağır olması sebebiyle yıllardır yapmıyorum. Bizim evde genellikle karnı bahar buharda pişirilmiş haliyle salata olarak ya da beşamel sos ile fırın yemeği olarak tüketilir. Geçtiğimiz günlerde internette gezinirken yabancı bir blogta gördüğüm tarifi kendime göre uyarlayıp denedim. Görüntü ve lezzet olarak da muhteşem olunca paylaşmadan duramadım doğrusu.



Bu tarif kızartma yapar gibi bol yağla yapılmıyor, köfteleri pişirmek için en fazla bir kahve fincanı zeytinyağı yeterli. İnanın karnıbaharın böylesine hafif ve lezzetli haline çocuklar sizden daha çok bayılacaklar ve onları böylesine sağlıklı bir sebzeyi bol miktarda tüketirken görünce sizin de içiniz rahat edecek.




Bu pratik ve lezzetli tarifi mutlaka deneyin. Üzerinde yoğurt ile ya da sevdiğiniz bir sos ile servis edebilirsiniz. Hatta çok sevdiğiniz bir dip sos bile eminim çok yakışacaktır.

Hepinize afiyet olsun.

26 Haziran 2012 Salı

Domatesli Mercanköşklü Bruschetta


İtalyan mutfağından yemeğe doyamayacağınız bir lezzet daha. Bruschetta...Birçoğunuz İtalyanların yemek öncesi veya aperatif olarak tükettiği bu lezzete aşina olabilirsiniz, ama ben yine de kendi damak zevkime göre hazırlayıp paylaşmak istedim.

Ben kendi bruschettamda domates ve mercanköşk kullandım. Bu arada bu mercanköşk benim mutfağımdaki küçük saksımda yetiştidiğim süper lezzetli, İtalyan mutfağında da sıklıkla kullanılan ve inanılmaz bir aromaya sahip bir bitki...Aslında nane veya fesleğenle de akraba sayılabilir. Siz mercanköşk temin edemezseniz taze fesleğen veya reyhan ( ben onu da ekledim zaten - tabii yine mutfak penceremdeki küçük bahçemden :) ) kullanabilirsiniz.

Bu lezzetli tarifi sadece domatesle yapmak zorunda da değilsiniz. Kırmızı biberle, patlıcanla, fasulye ezmesiyle...vs harikalar yaratabilirsiniz. Yani, mutfağa gidin ve yaratıcılığınızı konuşturun. Sadece bu tarifin olmazsa olmazı sarımsak ve zeytinyağı...Zaten bu lezzeti bir şölen haline getiren de onlar.

Eğer hala denemediyseniz, bu pratik ve tadına doyamayacağınız tarifi hemen yapın. Zaten bizim damak lezzetimize o kadar yakın ki, sürekli yemek isteyeceksiniz...

Hepinize afiyet olsun.

29 Mayıs 2012 Salı

Çikolatalı Ballı Dilimler ( Chocolate Honeycomb Squares )


Kısa bir süre önce Eric Lanlard 'ın 'Baking Mad with Eric Lanlard' programını izlerken bir görüşte vurulduğum atıştırmalık ballı çikolatalı dilimlerini denemek için kesinlikle daha fazla bekleyemezdim...Eric Lanlard ve onun elinden çıkan bir çikolata harikası daha...Aslında çok fazla söze gerek yok, sadece deneyin derim. Eğer çikolata tutkunu biriyseniz bu tarif her zaman elinizin altında bulunsun ki ne zaman krize girerseniz o zaman çabucak imdadınaıza yetişir bence :))

10 Mayıs 2012 Perşembe

Çikolatalı Truf ( Chocolate Truffles )


Blog çok yeni olmasına rağmen ilk kez bu kadar uzun bir ara verdim sanırım. Etli kara lahana sarmasının üzerinden bir hafta geçmiş bile ve ben burada yazmayı gerçekten özlemişim...

Neyse ki arayı daha fazla uzatmadan üstelik anneler gününe bu kadar kısa bir zaman kalmışken bugün özel bir tarif paylaşmak istedim. Çikolatalı truf...

19 Nisan 2012 Perşembe

Fıstık Ezmeli Çikolata Dilimleri


Çikolatakolikler için dayanılmaz bir tarif...Yerfıstığı ezmeli çikolata dilimleri...Her zaman yediğiniz o sıradan çikolatalara siz de farklı bir lezzet katmak istersiniz eminim. Bu kadar pratik bir tarifle de çikolata krizini en güzel şekilde yatıştırabilirsiniz bence :) Bu tarifi hazırlayıp olabilecek her türlü çikolata ve tatlı krizleri için mutlaka mutfağınızda bulundurun derim. Zaten bir kere bu lezzeti tadın, bakın sonra fıstık ezmesi ve çikolatanın bir araya geldiği bu muhteşem uyum siz de nasıl bağımlılık yaratacak!!!

20 Mart 2012 Salı

Tarçınlı Şekerli Çörekler


Görüntüsüne Martha Bakes programında bayıldığım bu çörekleri denemek için bir gün daha bekleyemezdim...Tarçınlı ve şekerli çörekler...İsterseniz kahvaltı masanızda isterseniz çayınızın yanında yiyebileceğiniz bu çörekler, istediğiniz zaman elinizin altında hazır atıştırmalıklar aynı zamanda...

17 Şubat 2012 Cuma

Çikolatalı Granola Bar


Son günlerde üzerinden geçtiğim yemek tariflerinde nedense Granola sürekli karşıma çıktı. Benim daha önce hiç denemediğim Granola, özellikle Amerikalıların kahvaltılarında çok sık tükettiği oldukça sağlıklı besinler içeren bir öğün aslında...Ben her ne kadar bu tarz kahvaltıları tercih etmesem de karşıma bu kadar çıkıp da 'beni ye' diye bağıran bu granola barları denememek hata olurdu doğrusu...

Nigella Lawson'ın ve Martha Stewart'ın Granola denemeleri arasında gidip gelirken, en pratik ve damak zevkime en uygun haliyle yapmak istedim. İşin içine çikolata da girince tadı gerçekten harika oldu.



Kahvaltıda ya da ara öğünlerde pek yulaf ezmesi kullanmadığı fark ettim. Aslında oldukça sağlıklı ve doyurucu olan yulaf ezmesinin, bu Granola barlar içindeki lezzetine bayıldım. İnanın 2 gündür ara öğünlerde bile elimden düşürmüyorum. Bu nedenle, eminim bu Granola denemelerim mutfakta daha devam edecek...


Hem çocuklar için hem de bizim için harika bir atıştırmalık diye düşünüyorum. İçinde kuru kayısı, badem ve hindistan cevizi gibi sağlıklı ve besin değeri yüksek yiyecekler olunca gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz zaten. Özellikle arabada bir yere giderken bu barlardan yanınıza almanızı tavsiye ederim, hele işiniz gereği sürekli yoldaysanız, hem sağlıklı hem de lezzetli atıştırmalıklarınız olur yanınızda...

Hepinize afiyet olsun...

Malzemeler

10 adet irice kesilmiş kuru kayısı
110 gr yulaf ezmesi
65 gr esmer şeker
70-80 ml sıvıyağ
85 gr bal
50 gr robotta öğütülmüş badem
80 gr hindistan cevizi
65 gr irice doğranmış bitter çikolata

  • Öncelikle bir sos tavasında sıvıyağ, bal ve esmer şekeri sürekli karıştırarak 1-2 dakika kadar malzemeler bütünleşene kadar pişirin.

  • Diğer yandan bütün kuru malzemelerin hepsini ( çikolata hariç ) derin bir kapta harmanlayın. Ocaktan aldığınız sıvı karışımı kuru malzemelerin üzerine dökün ve iyice karıştırın. Hazırladığınız bu karışımı yağlı kağıt koyduğunuz kare şeklinde bir kalıba yayın ama üzerine çok bastırmadan spatulayla köşelere doğru yayın.

  • Kalıptaki bu karışım hala sıcakken bıçakla iri parçalara ayırdığınız çikolataları karışımın üzerine serpin ve spatulayla bastırarak karışımın içine çikolataların biraz gömülmelerini sağlayın. Karışımın sıcaklığıyla çikolatalar biraz eriyecektir, kalıbı buzdolabında 1-2 saat dinlendirdikten sonra çıkarın ve 16 eşit parça halinde keserek barlarınızı hazırlayın. Bu barları kapalı bir kavanozda 1 hafta kadar koruyabilirsiniz.

7 Şubat 2012 Salı

Biftekli Avokadolu Klüp Sandviç


Bu hafta maalesef soğuk ve yağmurlu bir hava karşıladı bizi...Hal böyle olunca da insan dışarı çıkmak istemiyor, evde kalınca da ister istemez mutfak beni çekiyor...Şu kış mevsimi biran önce bitse de açık hava da rahat rahat yürüyüşler yapabilsem, yoksa böyle giderse kilolar benim üstüme yapışacak diye korkuyorum...Neyse dün akşam öyle rutin birşeyler hazırlamak gelmedi içimden. Avokadonun salatasına bayılırım, ama daha önce hiç sandviç olarak yememiştim. Bu tarifi de ilk kez denedim ama inanın yemeye doyamadım ve kesinlikle en kısa zamanda tekrar yapıcam. Sanırım insan mutfakta kendi yaratıcılığından birşeyler ortaya koyduğu zaman daha lezzetli öğünler ortaya çıkıyor...Ancak size bu sandviçi ılık tüketmenizi tavsiye ederim, her ne kadar Amerikalılar bu klüp sandviçleri soğuk yese de biftek ılıkken daha lezzetli oluyor...