Sayfalar

Kahvaltılıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kahvaltılıklar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Şubat 2015 Perşembe

Limonlu Lorlu Pankek


Pazar kahvaltısı vazgeçilmez bir keyif bizim için, her ne kadar hafta içinde yoğun olsak da evde hepimiz erken kalkar ve birlikte kahvaltı yapmadan çıkmayız dışarıya, ama yine de Pazar kahvaltısının görkemini hafta içinde yakalamak imkansız :)


Bu tam buğday unundan yapılmış limonlu lor peynirli pankekler geçen Pazar kahvaltısının en lezzetli kısmıydı, pankek söz konusu olunca kendimi pek frenleyemiyorum, hem de daha sağlıklı olması için genellikle pankekleri evde tam buğday unundan hazırlıyorum, bazen meyveli bazen de kakaolu geliyor masaya...Bu defa tarifi Nigella Lawson' ın bir tarifinden uyarlayarak limonlu ve lor peynirli denedim. Sonuç muhteşem oldu, hepsini bir oturuşta yedik ve kendimizi hemen dışarı attık biraz yürüyüp eritmek için :) Hera'da bizim gibi pankek yemeyi çok seviyor, ama bu pankekleri gönül rahatlığıyla yedirdim, herşeyden önce içindeki tüm malzemeleri ile çok daha sağlıklı ve lezzetli bir tarif, bir Pazar kahvaltıya bu pankeklerden denerseniz kesinlikle çok seveceğinize eminim.

Hepinize afiyet olsun.

15 Eylül 2014 Pazartesi

Kakaolu Portakallı Pankek


Sonbaharın gelişiyle mutfakta daha bir mutluyum, kahvaltı saatinde, yazın o bunaltıcı sıcak günlerinde domates, peynir, salatalık ve zeytinle geçiştirdiğim günler geride kaldı...;) Çok sıcak havanın etkisiyle sabah yataktan kalkar kalkmaz kahvaltı yapmak bile kötüydü benim için, neyse artık en sevdiğim mevsimde mutfakta kahvaltı saatine daha çok özen gösteririm...

Bu pankeklerde pazar kahvaltısı için muhteşem bir alternatif, aynı zamanda klasik pankeklerin dışında farklılık arayan ve çikolatalı lezzetlere hayır diyemeyenler için de harika bir tarif...


Bu arada, çikolata dedim ama bu pankeklerin içinde çikolata hiç yok, bu kadar koyu çikolata renginin sebebi sadece bitter ve kaliteli kakao kullanmamdan kaynaklanıyor. Siz de bitter kakao kullanarak çikolata lezzetinde bu pankekleri deneyebilirsiniz. Ben portakal ve çikolata uyumunu çok severim, o yüzden bu defa portakallı yaptım.

Neyse, ben bir an önce tarife geceyim ki, siz de en azından önümüzdeki Pazar kahvaltısında bu muhteşem pankekleri deneyip, kendinizi bunlarla şımartmayı unutmayın. Yoğun geçen bir haftadan sonra bu pankekler eminim size çok iyi gelecek...

Hepinize afiyet olsun.

19 Ocak 2014 Pazar

Elmalı Tarçınlı Pankek ( Apple Cinnamon Pancake )



Bu sıralar nedense Hera'nın sabah kahvaltısında tercihi hep pankekten yana...Hatta, akşam yatarken siparişini veriyor, ha bir de neli olacak diye soruyor. Hey Allahım, hanımefendi sade pankek tercih edemez, mutlaka meyveli ya da tam buğday unlu olması gerekir. Bu yaşta nasıl tercihler bunlar bazen anlamıyorum :)) Hayır, eşim de eskiden hiç sevmezdi pankek ya da krep, bu aralar ne hikmetse o da istiyor bazen sabah kahvaltısında...



Neyse, zaten böylesi benim için daha iyi oluyor, ben de sabahları rutin kahvaltıdan bıkıyorum bazen, güne enerjik başlamak için de bazen farklı birşeyler iyi oluyor doğrusu... Sabahları bazen canımız istediğinde hemen yapıyorum farklı meyvelerle hazırladığım pankeki. Meyveli hazırlamak benim de işime geliyor, en azından hepsini bir oturuşta yediğimizde birazcık olsun vicdanen daha mı rahat oluyorum ne? Kendi kendime, "Hmmm, o kadar pankeki mideye gönderdim ama, olsun hafifti ya nasıl olsa meyveliydi" falan diye kendimi avutuyorum bir nebze ;))

Geçen hafta da Hera elmalı istedi pankeklerini, eee ben de elmanın yanına olmazsa olmaz kış baharatı tarçını ekledim. Sabah sabah mutfakta bu aromatik kokularla da iyice kendime geldim, ama tabii sonrasında kaç tane yediğimi soracak olursanız , ben onu söylemeyeyim size...:))

Siz de bu tarifi deneyip de yerken aşırıya kaçarsanız, hiç bana kızmayın sonra baştan uyarıyorum çünkü bu pankekleri yerken kendinizi durduramayacaksınız.

Hepinize afiyet olsun.

12 Ocak 2014 Pazar

Balkabaklı Biberiyeli Kahvaltı Çörekleri



Son birkaç gündür sanki bir bahar havası var, sanki biz daha yeni çıkmadık yeniyıl karşılama telaşlarından...Hava bundan sonra iyice soğur diye beklerken, tam tersi insanı dışarıya çeken, güneşin aldatıcı etkisiyle kışlık en kalın kıyafetleri bile elimin tersiyle itip, bu havada onca virüs barınabileceğini düşünmeden üzerime sadece gömlek ya da ince birşeyler giyip kendimi sokağa atmama sebep olan bir hava var son günlerde...

İyi güzel de o bahsettiğim virüslerin bugünlerde birçok insanı hastanelik ettiğini duyunca gözümde korkmadı değil hani...Öyle, kolay kolay nezle olan bir insan değilimdir ancak bu seneki virüs daha önceki yıllarda birçoğumuzun korkulu rüyası haline gelen domuz gribine neden olan virüs gibi oldukça etkili ve insanı günlerce yatağa düşüren cinstenmiş. Aman, neyse bu aralar hepimiz kendimize daha çok dikkat edelim, artık bolca bitki çayı, sebze çorbaları, bağışıklık kuvvetlendirici aklınıza gelen ne varsa uygulamaya devam...



Yani, keyfimizi kaçırmadan hastalanmadan, 2014 ün ilk zamanlarını güzel geçirelim...Zaten, ülkemizin içinde bulunduğu bu karanlık günlerden hepimiz mutlaka etkilensek de, bari sağlığımıza dikkat edelim...

Neyse, sizi ve çocukları mutlu edecek, sağlıklı ve lezzetli bir tarif daha var elimde; balkabaklı ve biberiyeli çörekler...



Bu tarifi de yabancı bir yayından alıp, not etmiştim. Balkabağının tam da mevsimiyken deneyebileceğiniz mükemmel bir lezzet...Ben balkabağını sadece tatlı olarak tüketmekten yana değilim. Biliyorsunuz daha önce çorba ve tart tariflerini de vermiştim. Aslında, bol lifli ve o kadar sağlıklı bir sebze ki, bence birçok şekilde de tüketilebilir. Buna ne diyorduk; mutfakta, yaratıcılıkta sınır yoktur...



Bu çörekler o kadar lezzetli ki, kahvaltı da farklılık arayanlar için bir alternatif olduğu gibi, kalan çörekleri çay saatinde de keyifle tüketebilirsiniz. Balkabağının zamanı geçmeden bu tarifi mutlaka deneyin. Henüz ılıkken, arasına süreceğiniz krem peynir, reçel veya bal ile çocukları daha da mutlu edeceksiniz.

Hepinize afiyet olsun.

9 Aralık 2013 Pazartesi

Pazılı İspanyol Omleti



















Yine oldukça uzun bir aranın ardından geçebildim blogumun başına...Aslında hep buralardayım ben, hergün mutlaka hem kendi bloguma hem de çok severek takip ettiğim bloggerlara uğruyorum bir defa, sonra pinterest, instagram, twitter derken...zaman geçiyor işte...



















Neyse, nihayet blogların hareketlenmesiyle ve pinterestte takip ettiğim birbirinden etkileyici yayınlarla en nihayet ben de girebildim christmas havasına...;))  Bu yıl sanki o kadar hızlı ve koşturmaca içinde geçti ki, yine girdik bile yeni yıl hazırlıklarının içine... Ayy, Hera benden daha heyecanlı bu konuda, ağaç süsleri konusunda hergün fikir veriyor bana, hmmm, bir de şimdiden yeni yıl hediyesi pazarlıkları başladı...Bütün aileden beklediği hediyeleri hatırlatmayı da ihmal etmiyor küçük hanım bu aralar...Listesi de epeyce uzun hanımefendinin...;))




















İşte bugünlerde bende böyle yeni yıl havaları eserken, arada bir yeni tarifler denemeye de fırsat yaratmak için uğraşıyorum...Bu tarifte bizim omlet tarifimize hiç yabancı olmasa da aslen ispanyol mutfağına ait olup, bol yumurtalı, patatesli ve oldukça kalın, dolgun bir omlettir.








































Klasik ispanyol omletine bir miktar pazı yaprağı ekleyerek bu lezzeti farklı bir boyuta taşımak da mümkün. Hele, evde pazı gibi besleyici ve vitaminli bir sebzeyi tüketmekte sorun çıkaran ufaklıklar varsa, inanın bu onlar için mükemmel bir alternatif... Neyse, ben uzatmadan bu lezzetli omletin tarifine geçeyim, bu tarifi özellikle çocuklarınız için mutlaka deneyin, ama yanına bir bardak dolusu köpük köpük ayran koymayı da ihmal etmeyin.;))

Hepinize afiyet olsun.  

4 Ağustos 2013 Pazar

Çilek Reçeli



Annem çok güzel reçel yapar; reçel yaptığı meyveler piştikten ve reçel kıvamına geldikten sonra bile hep tane tane kalırlar...En çok sevdiğim de turunç ve portakal kabuğu reçeli...Turunç reçelini yapmak sanırım biraz zahmetli, o yüzden onu deneyip uğraşacağıma şimdilik annemin maharetli elleriyle yaptıklarını yerim daha iyi ;))

Aslına bakarsanız, çocukluğumdan beri bu saydığım reçellere sadece vişne ve çilek reçelini de eklersek, öyle çok reçel tüketmeyi seven biri olmadım hiçbir zaman. Özel bir kahvaltı ya da bruncha gittiğimde de, masayı patlıcan, ceviz, zencefil, lavanta ve incir gibi çeşit çeşit reçeller donatsa da, bir iki tanesinin tadına sadece çay kaşığıyla bakmışlığım vardır o kadar...Hani, o da tadını bileyim öğreneyim diye...;))

Ama, geçenlerde semt pazarından eşimin aldığı minicik çileklerin mutfağı kuşatan parfümlü aromaları bana annemin reçellerini hatırlatınca, Hera için bunu yapmak şart oldu...O da, benim çocukluğumda olduğu gibi mutfakta duyduğum o kokularla mutlu olsun, öyle büyüsün istiyorum...

Neyse, o çilekler öyle güzel kokuyorlardı ki, inanın yemeye kıyamazdım, ben de reçel yapıp sakladım ;)) Her zaman olmasa da, bazen kahvaltıda yiyoruz, bir de evde yaptığımız için daha da içimiz rahat...



Hepinize afiyet olsun.

23 Temmuz 2013 Salı

Misss Gibi Menemen...



Nasıl da özlemişim domatesin o mis gibi kokusunu, taze yeşil biberleri...Evet, yaz mevsiminin en sevdiğim sebzeleri diyebilirim, domates, salatalık ve biber için...O lezzetli domatesler dallarından koparılıp, eve geldiklerinde bile hala kokuyorlarsa o zaman işte benim için menemenin zamanı gelmiştir.

Kışın hiç yapmadığım bu lezzetli tarifi yapmamanın nedeni de sera domates ve biberlerle aynı lezzeti yakalayamayacağımı bildiğim içindir. Taze kekik ya da taze fesleğenle de lezzetlendirdigim menemen benim için tam bir yaz tarifi yani....



Çok klasik bir lezzet olduğu için bugüne kadar blogda paylaşmamıştım ama bazen klasikler de gerekli olabilir...Hem benim için klasik ya da değil her tarif ve öğün birbirinden önemli...Menemen deyip geçmeyelim yani, her tarif gibi onu da önemseyip en kaliteli ve lezzetli malzemeler kullanarak pişirelim...;))

Hatta, ben o kadar önemsiyorum ki menemeni son yıllarda sadece döküm tavada pişiriyorum. Ve bu tavada pişirdigimden beri yemeklerin lezzetini çok daha iyi alıyorum kesinlikle. Uzun zaman önce hecha' nın döküm demir tavalarından almıştım. Sebzeleri bazen içinde soteliyorum, et mükemmel pişiyor...Hatta, bugünlerde neredeyse düdüklü tenceremi çöpe atmak üzereyim, o derece yani...Ama, tek sorun tavanın ağırlığı benim için...Aslında, bu ürünlerde ağırlık ne kadar fazlaysa ürünün demir kalitesi o kadar iyi oluyor. Yine de benim için oldukça ağır, bulaşık makinasında bu tavayı yıkayamazsınız, bu nedenle yıkama işleminde sevgili eşim yardımıma koşuyor...;)) Eşim de ben de tam bir mutfak faresiyiz, yani bir yemek pişerken bizim evde, onun da mutlaka mutfakta bu yemeğe katkısı olur...bu tavayı o da çok seviyor, hatta bazen karışık sebzeleri içine atıp harika bir zeytinyağlı yemek hazırlayıveriyor...;)

Eee, yemek yemeyi seven birisi pişirme konusunda da özenli ve istekli oluyor bence. Reklam olsun diye söylemiyorum ama piyasada bu tarz döküm tava ve tencereleri bulabileceğiniz birçok marka var, internet sitelerinde online satışları da mevcut. Ben dizayn ve kalite olarak Hecha'yı tercih ettim ve çok da memnun kaldım. Herşeyden önce yemeği kendi suyuyla çok çabuk pişiriyor, hem de demir olduğu için uzun süre sıcak tutuyor. Sadece, birkaç önemli kullanma talimatı var, bunlara uyduğunuz sürece mutfakta düdüklü tencerenizi hiç aramayacaksınız. Döküm ürünlerin sağlık açısından da her evde olması gerekiyor bence...Yıllarca yapışmaz diye diye sağlığımızı tehdit eden teflon ürünleri kullandık hepimiz...

Neyse, ben çok uzatmadan bizim evin menemen tarifini vereyim , hepinize afiyet olsun...;))

17 Şubat 2012 Cuma

Çikolatalı Granola Bar


Son günlerde üzerinden geçtiğim yemek tariflerinde nedense Granola sürekli karşıma çıktı. Benim daha önce hiç denemediğim Granola, özellikle Amerikalıların kahvaltılarında çok sık tükettiği oldukça sağlıklı besinler içeren bir öğün aslında...Ben her ne kadar bu tarz kahvaltıları tercih etmesem de karşıma bu kadar çıkıp da 'beni ye' diye bağıran bu granola barları denememek hata olurdu doğrusu...

Nigella Lawson'ın ve Martha Stewart'ın Granola denemeleri arasında gidip gelirken, en pratik ve damak zevkime en uygun haliyle yapmak istedim. İşin içine çikolata da girince tadı gerçekten harika oldu.



Kahvaltıda ya da ara öğünlerde pek yulaf ezmesi kullanmadığı fark ettim. Aslında oldukça sağlıklı ve doyurucu olan yulaf ezmesinin, bu Granola barlar içindeki lezzetine bayıldım. İnanın 2 gündür ara öğünlerde bile elimden düşürmüyorum. Bu nedenle, eminim bu Granola denemelerim mutfakta daha devam edecek...


Hem çocuklar için hem de bizim için harika bir atıştırmalık diye düşünüyorum. İçinde kuru kayısı, badem ve hindistan cevizi gibi sağlıklı ve besin değeri yüksek yiyecekler olunca gönül rahatlığıyla tüketebilirsiniz zaten. Özellikle arabada bir yere giderken bu barlardan yanınıza almanızı tavsiye ederim, hele işiniz gereği sürekli yoldaysanız, hem sağlıklı hem de lezzetli atıştırmalıklarınız olur yanınızda...

Hepinize afiyet olsun...

Malzemeler

10 adet irice kesilmiş kuru kayısı
110 gr yulaf ezmesi
65 gr esmer şeker
70-80 ml sıvıyağ
85 gr bal
50 gr robotta öğütülmüş badem
80 gr hindistan cevizi
65 gr irice doğranmış bitter çikolata

  • Öncelikle bir sos tavasında sıvıyağ, bal ve esmer şekeri sürekli karıştırarak 1-2 dakika kadar malzemeler bütünleşene kadar pişirin.

  • Diğer yandan bütün kuru malzemelerin hepsini ( çikolata hariç ) derin bir kapta harmanlayın. Ocaktan aldığınız sıvı karışımı kuru malzemelerin üzerine dökün ve iyice karıştırın. Hazırladığınız bu karışımı yağlı kağıt koyduğunuz kare şeklinde bir kalıba yayın ama üzerine çok bastırmadan spatulayla köşelere doğru yayın.

  • Kalıptaki bu karışım hala sıcakken bıçakla iri parçalara ayırdığınız çikolataları karışımın üzerine serpin ve spatulayla bastırarak karışımın içine çikolataların biraz gömülmelerini sağlayın. Karışımın sıcaklığıyla çikolatalar biraz eriyecektir, kalıbı buzdolabında 1-2 saat dinlendirdikten sonra çıkarın ve 16 eşit parça halinde keserek barlarınızı hazırlayın. Bu barları kapalı bir kavanozda 1 hafta kadar koruyabilirsiniz.

22 Ocak 2012 Pazar

Muzlu Pankek


Pazar kahvaltıları ve keyfi bizim evde biraz uzun sürer, hafta içi alelade yapılan bir kahvaltının aksine keyifli ve lezzetli şeyler aranır. Ben de bu sabah erken kalktım ve çok sevdiğim Amerikan stili pankekleri muzlu olarak yaptım. Normal un yerine tam buğday unu kullanınca da lezzeti süper oldu. Tam buğday ununun verdiği lezzetden sanırım eşim de çok beğendi. Tabii içinde muz, süt ve yumurta da olunca kızıma bile gönül rahatlığıyla yedirdim. Hele bir de pankeklerinizi meyvelerle ve balla yerseniz tadına gerçekten doyum olmuyor...:)