Her defasında bu kadar çok fotoğraf çekmeyeyim, sonra seçmek çok zor oluyor diye hatırlatıyorum kendime ama, yine de fotoğraf makinası elime geçince sanki başka birşeye dönüşüyorum da durduramıyorum kendimi...Başka da hiçbir şey de hırs yaptığımı hatırlamıyorum bu kadar...;)) Şaka bir yana, eskiden beri çok severim fotoğraf çekmeyi, hatta lise yıllarımda bizimkilerin yazlığında bahçedeki her çiçeği üşenmeden tek tek fotoğraflardım...Annenler gülerdi o zaman ki hallerime, tabii bir de o zaman internet de böyle yaygın değil, şimdi herkes çektiği çiçeği böceği saniyesinde paylaşıyor tüm dünyayla...
Eh, tabii benim o zaman çektiklerim alay konusu olsa da, şimdilerde herkesin trendi...Neyse, fotoğraf çekmeyi de bu blog sayesinde yavaş yavaş da olsa geliştiriyorum. Aslında, bir fırsatım olsa fotoğrafçılıkla ilgili workshoplara katılmak istiyorum ama, hep şu zaman işte...
Bir profesyonel yardımıyla eminim çektiklerim çok daha farklı bir boyut kazanacaktır, ama şimdilik böyle idare edeceğiz artık napalım...;)) Bu arada, bu limonata tarifine gelirsek, bu benim yazın sıcak günlerde serinlemek adına sıklıkla yaptığım klasik bir tarif olsa da, yine de paylaşmak istedim. Yani, klasik bir tarif ama babamın yazlığın bahçesinde yetiştirdiği limonlarla yapınca bizim için daha bir lezzetli oluyor. Bu limon cinsini semt pazarlarında ya da marketlerde görmek biraz zor, oldukça kalın kabuklu, bol sulu ve yarım limonun kabuğunu dahi rendelediğinizde bütün mutfak inanılmaz bir aromaya bürünüyor...
Bu cins limonlardan bulamazsanız bile, limon reyhanın büyüleyici aromasıyla birleşince çok lezzetli oluyor, birçoğumuz limonatayı taze nane yapraklarıyla zaten lezzetlendiriyoruz. Bende, bir sonraki denemenizde reyhan veya fesleğen ile denemenizi tavsiye ederim.
Hepinize afiyet olsun.